← Günlüğe dön

Ses, sahibine aittir

1 dk okuma

Yaptığım her işin ortasına koyduğum ilke tek bir cümle: “Ses, sahibine aittir.”

Birinin sesi, kimliğinin bir parçası. Telefonun öbür ucunda tanıdık bir ses duyunca, daha adını söylemeden kim olduğunu bilirsin. Bugünün araçları o sesi kopyalayabiliyor; birkaç dakikalık kayıttan gerçeğine çok benzeyen bir konuşma üretilebiliyor. Bu güçlü bir araç ve ben onu kullanıyorum. Ama o gücün sahibi sesin sahibi, ben değilim.

Bu yüzden hiçbir sesi, sahibinin bilgisi ve izni olmadan klonlamıyorum, taklit etmiyorum. Böyle talepleri de reddediyorum.

İzin işi pratikte nasıl yürüyor? Video senin ve sesler senin ekibine aitse sorun yok. Videoda başka bir konuşmacı varsa, o kişinin yazılı onayını istiyorum. Yazılı onay istememin nedeni şu: söz uçar, yazı kalır; iki taraf da neye izin verildiğini sonradan görebilir. İzin yoksa işi almıyorum; “sonra hallederiz” olmuyor, istisnası da yok.

Sitedeki teklif formunda bu yüzden “Videodaki konuşmacıların seslerinin kullanılması için izinleri var mı?” sorusu var ve bu soru zorunlu. Yanıtın “hayır” ya da “emin değilim” ise yine de konuşabiliriz: başka bir yol bulunabilir, ama o yol izinsiz ses kullanmak değil.

Aynı kuralı dosyalarda da uyguluyorum. Bana gönderdiğin videoları ve sesleri yalnız senin işin için kullanıyorum; başka bir yerde yayınlamıyorum, başka bir işte değerlendirmiyorum. İş teslim edildikten sonra istersen dosyaları siliyorum.

Bu kurallar sıkı gelebilir; ama birinin sesiyle çalışırken sınırın net olması herkesi rahatlatıyor. Ben ne yapacağımı biliyorum, sen ne bekleyeceğini biliyorsun.

Bir de şeffaflık tarafı var: bir işte yapay zekâ araçları kullandıysam, süreci sorana açıkça anlatıyorum. Neyin nasıl yapıldığını bilmek herkesten önce konuşmacının hakkı.

Araçlar güçlenmeye devam edecek; her geçen ay daha ikna edici sesler üretilebiliyor. Benim çizgim ise araçlar güçlendikçe incelmiyor: bir insanın sesi, ancak o insanın izniyle kullanılır.